Ermeni
sorununda milliyetçi kiskirtmalara dur diyelim!
11.01.2007
Almanya’da son haftalarda basin ve siyaset dünyasinda
sürdürülen “Ermeni soykirimi” tartismalari,
ne yazik ki, yine iki halk arasindaki önyargi ve düsmanliklari
daha da arttiracak bir biçimde devam etmektedir.
Tarihsel
gerçeklerin açiga çikmasi, kabul edilmesi
ve bunun üzerinden halklar arasindaki iliskilerin onarilmasina
yarayan bir tartisma yerine, iki halk arasinda iliskileri daha
da kötüye götüren bu sorumsuz, kiskirtici
ve milliyetçi yaklasimlar kabul edilemez.Gerek Avrupali,
gerek Türk gerekse Ermeni tarafindaki bu sorumsuz, kiskirtici
ve milliyetçi yaklasimlar asil olarak Türk ve Ermeni
halkina zarar vermektedir.
Federasyonumuz
simdiye kadar oldugu gibi, bugün de kör milliyetçiligin
halklari bölen ve kutuplastiran sorumsuz girisimlerin karsisinda,
halklarin kardesligini ölçü almaktadir. Sagduyu
ve sorumluluk sahibi politikacilara düsen görev de
budur; etnik ve dini ayriliklarin halklar arasinda bölünme
ve düsmanlik konusu yapilmak istendigi günümüzde,
bu görev daha gerekli ve anlamli hale gelmistir.
Federasyonumuz,
son yillarda Avrupa’nin degisik ülkelerinde çesitli
siyasi partilerin ve basin organlarinin “Ermeni Soykirimi”
konusunu, kendi siyasal amaçlari için bir malzeme
olarak kullanmasini ve yeri geldiginde gündeme getirilen
diplomatik bir baski araci yapilmasini samimi ve dogru bulmamaktadir.
Söz konusu Avrupali politika ve basin çevrelerinin,
geçmiste yasanan tarihsel dramin yaralarini sarma niyetiyle
davranmaktan öte, konuyu Türkiye ile iliskilerde bir
‘koz’ olarak degerlendiren bir yaklasim içinde
olduklari görülmektedir. Bu ikiyüzlü politikalardan
vazgeçilmelidir. Bugün basta Irak halki olmak üzere
dünyanin bir çok ülkesinde yasanan katliamlari
destekleyen, bu ülkeleri isgal edenlerin bu konuda samimi
olmasi beklenemez.
Diger
taraftan, Türk devlet ve hükümet yetkilileri
ve Avrupa’daki çesitli Türkiyeli kuruluslarin
sergiledikleri milliyetçi tutum da dostluk ve kardeslik
yerine önyargi ve düsmanliklari çogaltmaya
yol açmaktadir. 20. Yüzyilin basinda yasanan aci
olaylarin tarihsel gerçeklige ve insaniyete yakisir bir
biçimde ele alinip arastirilmasini yillardir engelleyen
ve konuyu tartisilmaz bir tabu olarak dayatan bu milliyetçi
politika, bir süredir Avrupa’daki Türkiye kökenli
vatandasin gündemine milli bir mesele olarak dayatilmak
istenmektedir. Ermeni tarafini ve Avrupali siyasi kuruluslari
antidemokratik davranmakla suçlayan bu çevrelerin
Ermeni sorunu konusunda tartismaya tahammülü olmamasi,
“evet o dönem Ermenilere insanlik disi uygulamalar
yapilmistir” diyenleri vatan haini ilan etmeleri, açik
bir tutarsizlik örnegidir.
Vatandasi
devletin kapikulu olarak gören bu milliyetçi çevreler,
sanki Avrupa’da yasayan Türkiye kökenli insanlar
devletin memuruymus gibi onlara görevler yüklemekte,
devlet makamlari ve siyasetçi olarak yapacaklari isleri,
is, ekmek, hayat derdindeki vatandasin gündemi yapmaya
çalismaktadir. Üstelik ne söylenirse ona inanilmasini,
süphe edilmemesini, tartisilmamasini istemektedirler. Federasyonumuz,
“Türkler Ermenilere soykirim yapti mi, yapmadi mi?”
biçimindeki tartismayi, hem Türk, hem Ermeni hem
de Avrupa’daki çesitli milliyetçi çevrelerin
siyasi beklentilerle yürüttügü bir tartisma
olarak degerlendirmektedir. Böyle bir tartisma, her iki
tarafta da kin ve düsmanligi kiskirtmanin yani sira, tarihsel
gerçeklerin üzerini kapatmaya hizmet etmektedir.
Öncelikle, 20. Yüzyilin basinda Anadolu’da yasanan
bu insanlik draminin siyasal sorumlulugu, ne dün ne de
bugün halka ve sivil vatandaslara yüklenemez.
Birinci
Dünya Savasi döneminde, büyük emperyalist
devletlerin çikar çatismasi ve Kafkasya-Ortadogu-Anadolu
bölgesindeki egemenlik savasi yüzünden, yüzlerce
yil ayni topraklari dostça paylasan halklarin birbirine
düsürülmesi ve ardindan yüzbinlerce insanin
hayatina mal olan olaylarin yasanmasi büyük bir insanlik
dramidir. Osmanli Devleti’nin bölgeyi savunmak adina,
Ermeni halkina karsi isledigi insanlik suçunun elbette
hiçbir gerekçesi ve savunmasi olamaz. Savas kosullari
ve Türk halkindan ölümlerin yasanmasi da bu katliam,
sürgün ve baskilari hakli gösteremez. Evet o
dönem Ermeni halkina yönelik bu uygulamalarin, “Yahudi
Soykirimi” ile özdeslestirilmesi dogru degildir;
ancak bunun “soykirim” olarak adlandirilmamasi,
ölümlerin, sürgünlerin acilarin vahametini
ne kadar hafifletebilir? Ortadaki insanlik dramini görmemek
anlamina mi gelir?
O
dönem yasananlarin detaylarini ortaya çikartmak
üzere milliyetçilige prim vermeyen, bagimsiz ve
objektif arastirmalarin yapilmasi elbette yararli ve gereklidir.
Ama asil önemli olan, yüzyillarca ayni topraklar üstünde
kardesçe yasayan Ermeni ve Türk halki arasina sokulan
kin ve düsmanligin giderilmesi için atilacak adimlara
ihtiyaçtir. Türk ve Ermeni halki, yüzyillarca
nasil baris içinde birlikte yasadiysa gelecekte de bu
dostlugu sürdürmeye ihtiyaçlari ve imkanlari
vardir. Yeter ki, siyasi çikarlar ugruna onlari birbirine
kiskirtmaya çalisan güçler aradan çekilsin;
yeter ki, tarihi olaylara milliyetçi bir gözlükle
bakilmasin ve tarihi gerçeklerin üzeri örtülmeye
çalisilmasin.