WIENER ZEITUNG

BÜTÜN BIR HALK KURBANLARINI ANIYOR VE ADALET ARIYOR... 20. YÜZYILIN ILK SOYKIRIMINDA 1,5 MILYON ERMENI ÖLDÜ

VIYANA, 08/05(BYE)--- Tiraji günde 24 bin olan ve devlet tarafindan çikarilan Wiener Zeitung'un 08.05.2001 tarihli sayisinda, yukaridaki baslik altinda yayimlanan, Rainer Mayerhofer imzali yazinin çevirisi söyledir:

Ermeniler, her yil 24 Nisan'da, Birinci Dünya Savasi'nda 1,5 milyon soydaslarinin ölümüyle sonuçlanan Türk takibinin kurbanlarini aniyor. 1915 yilinin 24 Nisan gecesi Istanbul'da, Ermenilerin siyasi ve ruhani elit tabakasi tutuklanmis, kaçirilmis ve öldürülmüstü. Bu tarih, Türkiye'deki Ermeni halkin sürülmesi ve öldürülmesinin baslangiç noktasi olarak kabul ediliyor. Türk Hükümeti bugüne kadar, Ermenilere soykirim uygulandigini tanimayi reddediyor.

Daha sabahin erken saatlerinde, gruplar halinde, ilk ziyaretçiler, 1965'de insa edilen "Zizernakaberd" parkindaki (Kirlangiç Kalesi) anita geliyorlar, bundan birkaç yil önce kurulmus olan soykirim müzesini geziyorlar ve daimi olarak yanan atesin etrafina çiçekler koyuyorlar. Kara mermerden sütunlari, öldürülenler için tutulan yasi sembolize eden anitin çevresi, ögleye kadar çiçeklerle doluyor ve aksama kadar da ziyaretçilerin sonu gelmiyor.

Asker gruplari siradan halkin arasina karisiyor. Çocuklar ve yaslilar lalelerini, karanfillerini, zambaklarini ve leylak dallarini, devamli yanan atesin çevresindeki parmakliklarin üstüne birakiyorlar.

24 Nisan, Ermenistan'da en büyük bayram sayiliyor ve Kirlangiç Kalesi'ne yürüyüs, sadece bir gelenek degil. Radyo Erivan'dan Hasmik Gulakyam, "Herkes 1915'deki katliam sonucu, gururunun ve serefinin zedelendigi duygusunu içinde tasiyor" diyor ve Türk yetkililerin o zamanlar olanlari dikkate almak istememelerinden yakiniyor. Gulakyam, Türklerin yalnizca soykirimi tanimakla kalmayip, ayni zamanda Ermenilere topraklarini da geri vermeleri gerektigini düsünüyor.

Disisleri Bakani Vardan Oskanyan bu konuda daha çekimser. Oskanyan, asil önemli olanin, soykirimin Türkiye tarafindan taninmasi oldugunu, toprak ve mülk sorunlarinin simdilik sözkonusu olmadigini belirtiyor.

Ancak Türk Hükümeti soykirim konusunda duvar çekiyor. Daha geçenlerde, Ermeni soykiriminin Fransa tarafindan taninmasina da çok sert tepki gösterdi.

Bundan önce, birkaç güney Amerika devleti ve Isveç, Italya, Rusya, Yunanistan gibi ülkelerin yani sira, Avrupa Parlamentosu da Ermenilere soykirimi tanimisti. Bir milyon Ermeninin yasadigi ve güçlü bir Ermeni lobisinin bulundugu ABD, anlasilan NATO ortagi Türkiye'yi hala kayiriyor. Avusturya'nin resmi tavri ise, baska bir ülkenin geçmisle hesaplasma sürecine karisilmamasi gerektigi dogrultusunda.

Almanya'da yasayan Ali Ertem, kisa süre önce Erivan'daki bir sempozyumda, Türkiye'deki aydinlarin sorunun hassasiyetinin bilincinde olduklarini, ancak "soykirim" kelimesini kullanamadiklarini belirtti. Ali Ertem, Frankfurt/Main'de bulunan ve geçen sene Avrupa'da yerlesmis Türkler arasinda, Ermeni soykiriminin taninmasi ve kinanmasi yolunda bir imza kampanyasi gerçeklestiren Soykirim Karsitlari Dernegi'nin baskani. Türk Parlamentosu'na gönderilen imza listesi tabii ki geri gönderilmis. Ali Ertem sogukkanlilikla, Türkiye'nin, soykirim yapan, ama bunun hesabi hiç sorulmayan tek ülke oldugunu kaydediyor ve Ermenilerin imha edilmelerinden sonra siddetin kendi halkina yöneldigini belirtiyor. Ertem, Ermeni katliaminda isbirligi yapmis olan ve Türklere alet olan Kürtlerin, bugün kendilerinin kurban durumunda olduklarini belirtiyor.

Halbuki Ermenilere yönelik soykirim, o zamanlar o kadar da gözlerden uzak yapilmamisti. Türk Bakanlar Kurulu, 27.05.1915'de Ermenilerin savas bölgesinden uzaklastirilarak, Mezopotamya ve Suriye'ye sürülmelerine karar verdi. Alman ve Avusturya arsivleri, daha 1915'de Berlin ve Viyana'ya katliam hakkinda bilgi veren o zamanki diplomatlarin çok sayidaki raporlari ile dolu.

Avusturya-Macaristan Imparatorlugu Maslahatgüzari Kont Karl Trautmannsdorff, Eylül 1916'da Viyana'ya sunlari yazmisti: "Görgü sahitleri, Ermenilerin oturdugu köylerin bosaltilmasi sirasinda yasanilan korkunç sahnelerden bahsediyor. Bizim Sam ve Trabzon'daki konsolosluklarimiz da buna benzer bilgiler verdi. Erkeklerin çogu öldürülüyor, kadinlar ve çocuklar az bir paraya Türklere satiliyorlar. Ülke içine gönderilen konvoylara katilanlarin ise, yokluk, hastalik ve bitkinlikten öldükleri için pek azi hedeflerine ulasabiliyor. Bugün Türklerin, kuskusuz çok sayidaki vatan hainligi ve ayaklanma olayi sonucu, Ermeni irkini yok ettiklerini inkar etmek olanaksiz. Bu konuda büyük ölçüde de basarili olduklari görülüyor".

Franz Werfel ise 1933'de yayimlanan "Musa Dagi'nda 40 gün" adli romaninda, Ermenilerin Mezopotamya'ya sürülme konusunda verdikleri ümitsiz mücadeleden bahsediyor. Yazara, Ermenistan'da bu yüzden bugün bile bir aziz kadar saygi duyuluyor.

Alman ve Avusturyali diplomatlarin raporlari bir sonuç vermedi, çünkü Türkiye Birinci Dünya Savasi sirasinda, kizdirilmak istenmeyen önemli bir müttefikti.

Adolf Hitler de hakli olarak, 1939'da toplama kamplarina trenler hareket etmeden önce sunlari söyleyebildi: "Bugün Ermenilerin yok edilmesini kim hatirliyor ki?". Erivan'daki soykirim müzesinde, Hitler'in generallerinin bazilarinin Türkiye'deki soykirimi incelediklerine isaret ediliyor.